NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ 15 TEMMUZ`DAN DERS ALDIK MI? ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

23 AĞUSTOS 2017, ÇARŞAMBA   

6

15 TEMMUZ`DAN DERS ALDIK MI?

    Yayına Giriş Tarihi: 30.06.2017  Güncellenme Zamanı: 17.07.2017 16:38:36  Yayınlayan Birim: İSTANBUL ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 17.07.2017 12:27:14

İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklama. 15.07.2017

 15 TEMMUZ`DAN DERS ALDIK MI?

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana bir yıl geçti. Başarılı olsa çok kan dökülmüş olacaktı. Yine de 249 yurttaşımız hayatını kaybetti onlarca insanımız yaralandı. Yaşamını kaybedenlerin yakınlarına bir kez daha baş sağlığı diliyoruz.

Bilmemiz gerekir ki 15 Temmuz darbe girişimi uzun süreli bir çalışmanın eseri olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle iki bin iki yılı sonrası dönemde "ağzı dualı insanlar" denilerek büyük bir sempati yaratılan, devletin parasal kaynakları önlerine serilen, liyakat ve ehliyete bakılmaksızın devlet bürokrasisinin Gülen kadrolarına teslim edildiği yıllara iyi bakmak gerekir.

Bu anlayış ve özendirme özellikle kendilerini toplumsal yaşamdan dışlanmış olarak gören ve "itibar" arayan insanların, ilgi duydukları ve yararlanılacak sempatik bir ortam yaratmıştır. Ayrıca uzun süreli bir döneme yayılan ve 12-13 yaşındaki çocukların okul ve yurt ihtiyacını karşılayacak bir sistemin kurulmuş olması da bu cemaati büyütmüştür. Devlet memurluğuna giriş sınavı soruları hırsızlığının yanında, LYS ve TEOG sınavları sorularının çalınması da Gülen okullarının başarısı olarak gösterilmiştir. Bu durum Gülen Okullarına yönelik bir avantaj yaratmıştır. Açıkçası siyaset kurumu bu cemaate yönelik olarak elinden gelen desteği her koşulda göstermiştir. Siyasetin tepesinde olanların Gülen`e yönelik olarak söyledikleri övücü sözler de bu cemaatin toplumsal yaşamdaki sınırlarını giderek genişletmiştir.

Emniyet ve askeri okullara alınacak öğrenci seçimleri ve rütbe yükseltilmesi evresinde, cemaate yakın olanların önlerinin açılması 15 Temmuz darbe girişimine giden yolun birer aracı olarak hazırlamıştır.

Başka cemaatlerin devleti ele geçirmelerinin önünün açılmaması için bu süreci ve iktidar desteğini unutmamak gerekir. Üstelik 15 Temmuz`a gelindiğinde toplumsal ayrışmayı ve toplumun bir kesiminin "öteki olarak" görülmesini de hatırlamak gerekiyor.

15 Temmuz darbe girişimine karşı "Ne Darbe Ne Diktatörlük, Bağımsız Demokratik Cumhuriyet" diye bağıran yurttaşlarımız arasında oluşan ayrımcılık 15 Temmuz sonrası dönemde de ortadan kaldırılamadı. Tek bir yürek olma yolları ne yazık ki, tek bir yürek olmayı isteyenlere kapatıldı. Darbenin ve diktatörlüğün geriletilmesinin yolu, demokrasinin gelişmesi ve ülkemizin demokratikleşmesi olmasına rağmen ülkemiz giderek demokrasiden uzaklaştı. Bugün demokrasiyi kuramamış, iç barışı sağlayamamış bir ülke olarak OHAL koşullarında yaşamayı sürdürüyoruz. Darbe ve diktatörlüğe karşı savunduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisi, OHAL Kararnameleri ve şeffaf olmayan bir ortamda yapılan anayasa değişikliği ile daha da etkisizleşti.

OHAL Kararnameleri ile 102 bin 129 kişi işlerinden ihraç edildi,38 bin 772 kamu çalışanı da açığa alındı. Binlerce kişi tutuklandı içeri atıldı. Kamu çalışanlarından birçoğunun hangi gerekçe ile işlerinden oldukları da açıklanmadı. Bu insanların haklarını arayabilecekleri herhangi bir mekanizma tanımlanmadı. Darbe girişiminden 6 ay sonra kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, işlerini kaybeden insanların başvurularını almak için "çalışma usul ve esaslarını" belirlemek için 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılını bekledi. Bu durumdan bir kısım meslektaşlarımızda kendilerine düşen payı aldılar.17 Temmuz`da Başbakanlık tarafından belirlenen ölçülere göre; meslekten veya görev yaptıkları teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenler, rütbeleri alınan emekli personel ve öğrencilikle ilişiği kesilenler komisyona başvurabilecekler.

FETÖ ve terörle ilişkisi olduğu kanıtlanmayan birçok gazeteci ve akademisyenin tutuklanarak yargılanmaları, hukuk ve adalete olan güven duygusunu giderek ortadan kaldırmaktadır. Artık demokrasi diyerek seslerini yükseltmek isteyenlerle haklarını aramak isteyenler baskı altına alınarak sindirilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca yıllarca "Gülen" karşıtı olarak mücadele edenler FETÖ destekçisi olarak suçlanıyorlar. Kendi gölgesinden korkan, kendi kendisiyle kavga eden bir ülkeye döndük.

Sonuç olarak:15 Temmuz darbe girişimi sonrası devlet aygıtını çağdaş ve ileri bir yere oturtmak yerine "parti devleti olmanın" koşullarını oluşturulmuştur. Etnik kimliğe, dine ve cemaate dayalı görevlendirme yerine, liyakat esasına dayalı bir kamu düzeni oluşturulması konuşuldu fakat unutuldu. Eğitimli, bilgi birikimi yüksek, bilimsel yeterliliği olan insanlar sorgusuz sualsiz görevlerinden uzaklaştırıldı. Bu olumsuzluktan mesleğimiz de kendisine düşen payı önemli ölçü de aldı. Devletin, devlet olmasını sağlayan kurumlar iyice zayıflatıldı.

Oysa hukukun özü de, amacı da adalet olmak durumundadır. Yargı sisteminin iktidar denetimine girmiş olması hukuk sistemini araç haline getirmiştir. Bu durumda hukuk adalete hizmet etmez, siyasal iktidara hizmet eder. Hukukun siyasal iktidara hizmet etmesi demokrasi ve hukuk devletini ortadan kaldırır. Bugün ülkemiz de hukuk sistemi çökmüştür. Demokrasi ve insan haklarına OHAL yasası ve kararnameleri yön vermektedir.

Ülkemiz geleceğini OHAL Kararnamelerine değil, parlamenter demokrasinin olmazsa olmazı olan ve bugün iyice etkisizleşen Türkiye Büyük Millet Meclisine teslim etmelidir.

 

 

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU


Okunma Sayısı: 18

İstanbul Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır