NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ ŞUBE BAŞKANIMIZ NUSRET SUNA’NIN TÜRKİYE`DE YAPI DENETİM SİSTEMİ PANELİ AÇILIŞ KONUŞMASI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

20 MAYIS 2018, PAZAR   

39

ŞUBE BAŞKANIMIZ NUSRET SUNA’NIN TÜRKİYE`DE YAPI DENETİM SİSTEMİ PANELİ AÇILIŞ KONUŞMASI

    Yayına Giriş Tarihi: 07.02.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 07.02.2018 16:35:58  Yayınlayan Birim: İSTANBUL ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 07.02.2018 16:29:39

 

Değerli Katılımcılar,

Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Derneği`nin Değerli Başkanı ve yöneticileri, Değerli Meslektaşlarım,

Şubemiz ile Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Derneği`nin ortaklaşa düzenlediği Türkiye`de Yapı Denetim Sistemi konulu panelimize hoş geldiniz.Düşünenlere, uygulayanlara, emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sizleri Şube Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli Konuklar,

Bilindiği gibi yapı denetim sistemi Odamızın her zaman ilgi alanında olmuş, konuyla ilgili sayısız etkinlik düzenlenmiş, değerli tartışmalar gerçekleştirilmiş ve önemli görüşler oluşturulmuştur.

Sadece 1999 depremlerinden sonra değil, kurulduğumuz günden bu yana yapı denetim konusu gündemimizdeki sıcaklığını hiçbir zaman yitirmemiştir.

Ayrıntılarına girmeyeceğim ama bugünkü yapı denetim sisteminin öncülü sayılan Yapı Polisi önerisinin 1961 yılında geliştirildiğini, Odamızın ilk yapı denetim sempozyumunu 1975 yılında İzmir`de topladığını, 1960`lı yıllarda Ankara ve İzmir belediyeleriyle yapılan protokollerle proje denetimi yapıldığını hatırlarsak, konunun meslek örgütümüz için arz ettiği önem daha net anlaşılabilir.

Yapı üretim sürecinin denetlenmesi doğrultusundaki çabalarımızın devam ettiğini de belirtmek istiyorum. Kısa bir süre önce yürürlüğe giren Referans Belgesi Yönetmeliği ve Uygulama Esaslarına yönelik çalışmalar bu amaca yöneliktir.

Değerli Katılımcılar,

Temel hedefimiz insanımızın huzurlu, mutlu, gelecek kaygısı olmadan yaşam sürmesidir. Bunun bir yolunun da güvenli ve sağlıklı yapı üretiminden geçtiğine ve bunun için eksiksiz, işlevsel, bütünlüklü yapı denetim sistemine ihtiyaç olduğuna hiç kuşku yoktur.

İnşaat mühendisliği bunu sağlamaya çalışan bir meslek disiplinidir. Mesleğimiz her şart altında, her zeminde güvenli yapı üretiminin gerçekleştirilebileceğini kanıtlamıştır.

Bu tespit yapı denetim sistemine işaret eder ki, odamızın mesaisinin, enerjisinin, olanaklarının büyük kısmını bu konuya ayırmasının nedenini budur.

Bu durum Odamızın, sadece eleştirel pozisyon almadığını, aynı zamanda çözüm önerileri geliştirdiğini göstermektedir.

Değerli Katılımcılar,

Türkiye bir deprem ülkesidir. Bir başka ifadeyle, ülkemiz dünyanın önemli deprem kuşakları üzerindedir. Topraklarının yüzde 93`ü aktif deprem kuşağı üzerinde bulunmakta, nüfusunun yüzde 70`i deprem riski altında yaşamaktadır.

Ülke topraklarının yüzde 66`sı 1. ve 2. derecede deprem bölgesinde yer almakta, nüfusu bir milyonun üzerindeki 11 büyük kent ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75`i deprem tehlikesi altında bulunmaktadır.

Ülkemizde son yüz yılda 100`den fazla yıkıcı deprem meydana gelmiştir. 1999`da yaşadığımız yıkım, önceki depremlerden ders alınmaması nedeniyledir. 1999 depremlerinden çıkarılmayan dersin bedeli ise 2011 Van depreminde tarifsiz bir acıya sebebiyet vermiştir.

Üzülerek söylüyorum ki, örneğiyle defalarca karşılaştığımız üzere depreme maruz kalmadan binalar yıkılmaktadır. Hicret apartmanı, Zümrüt apartmanı acıları hâlâ tazeliğini korumaktadır.

Alınmayan dersler bize tek bir noktayı işaret etmektedir. Bu nokta, yapı denetimidir. Çünkü yapı denetimi güvenli, sağlıklı, yaşanabilir yapı üretiminin olmazsa olmazıdır. Depremlerin yıkıcılığını ve depreme bile maruz kalmadan binaların yıkılmasını önleyecek yegâne yoldur. Ertelenemez, ihmal edilemez, toplumsal ve insani sorumluluktur.

Değerli Konuklar,

Değerli Meslektaşlarım,

Yapı üretim süreci sorunludur, sıkıntılıdır; çözülemeyen sorunlar ne yazık ki kar tanesi gibi çığa dönüşmektedir.

Kentleşme politikaları, imar uygulamaları, kaçak ve sağlıksız yapılaşma, mühendislik hizmeti almadan üretilen yapılar, yapı üretim sürecinin denetimsizliği, denetim sisteminin taşıdığı zaaflar, temel sorunlu noktalar olarak karşımızda durmaktadır.

Deprem tehlikesinden ülkemizle karşılaştırılmayacak oranda uzak olan kıta Avrupa`sında bile disiplinli, taviz verilmez bir yapı denetimi sistemi bulunuyorken, bizlerin hâlâ yapı denetim sistemini tartışıyor olması bile sorunun daha derinlerde, daha köklü olduğunu göstermektedir.

Değerli Katılımcılar,

Bilindiği gibi TOKİ gibi büyük ölçekli konut projesi üreten kuruluşlar, yapı denetim sistemi dışına çıkartılmıştır.

TOKİ bir kamu kuruluşudur. Yani kamu yönetiminin bir parçasıdır, dayanağını yasalardan almaktadır. Dolayısıyla topluma karşı sorumluluğu bulunmaktadır.

Kamusal yararı, toplumsal çıkarları ön planda tutmak zorundadır. Bu zorunluluğu yerine getirip getirmediği ancak ve ancak denetimle mümkün olabilecektir.

Güvensiz yapıların ciddi sorun olarak toplumsal hayatı etkilediği bir ülkede, binlerce insanın barınacağı büyük ölçekli projeleri denetimden muaf tutmak nasıl izah edilebilir?

Sınırsız yetkilerle donatılan, kamu kaynaklarını dilediği gibi kullanan, büyük kentlerde arsa stoku oldukça sınırlıyken, hazine arazilerinde konut projesini gerçekleştiren, özellikle değerli araziler üzerine lüks konut yaparak hem rant sağlayan hem de kuruluş felsefesine ters düşen TOKİ`nin, bütün gücünü kamudan sağlamış olmasına rağmen, kamusal denetimden muaf tutulması, gerekçesi ne olursa olsun düşündürücüdür.

Değerli Meslektaşlarım,

Panelimizde de ele alınacak konulardan biri yapı denetim kuruluşlarında istihdam edilen meslektaşlarımızın çalışma koşullarıdır. Gerçekten de ücretler, çalışma saatleri, özlük hakları ve benzeri sorunlar mühendislik hizmetinde nitelik kaybına yol açacak önemdedir.

Özellikle genç meslektaşlarımız büyük bir emek sömürüsü ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Tabi doğrudan konumuzla ilgili değil ancak düşük ücretlerin temel nedeninin iş kolumuzdaki işsizlik oranlarıyla doğrudan ilgili olduğunu sözlerime eklemek istiyorum.

TMMOB Asgari Ücret uygulaması bu nedenle hayati öneme sahipti ancak bilindiği gibi SGK ile Birliğimiz arasındaki protokol tek taraflı olarak feshedildi.Özellikle genç meslektaşlarımız emek sömürüsüne karşı savunmasız bırakıldı.

Bir başka önemli nokta, 595 ve 601 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde olmasına karşın, sonraki düzenlemelerde, yapı denetim kuruluşlarında çalışan teknik elemanların eğitiminin kaldırılmasıdır ki bu, mesleki nitelik kaybının nedenlerindendir.

Mevzuata müdahale olanağımız olmadığı için meslek odamız nitelik kaybının önüne, proje yönetim teknikleri, malzeme bilgisi, maliyet analizi, ekonomik ve nitelikli yapı üretimi, iş organizasyonu, planlaması, teknik, idari, hukuki mevzuat bilgisi, diğer mühendislik dallarıyla kurulacak ilişki gibi konularda meslek içi eğitimlerle geçmeye çalışmaktadır.

Aynı şekilde, yapı denetim hizmet bedellerinde gerçekleştirilen düşüşler, nitelik kaybına yol açan faktörler arasında bulunmaktadır. Konuya ayrıntılarıyla değinen olacaktır ancak söylemeliyim ki, hizmet bedeli emlakçı oranlarından bile aşağıya çekilmiştir.

Düşük bedelin karşılığı düşük maliyettir. Düşük maliyet için mühendislik ücretleri de dahil olmak üzere girdilerin bir kısmından ya da niteliğinden vazgeçmek gerekmektedir.

Açılış konuşması bağlamında birkaç olumsuz noktaya yaptığım vurguların toplamına bakıldığında, böyle bir sistemde nitelikli yapı denetimi sağlamak mümkün olmadığı anlaşılacaktır.

Değerli Konuklar,

Değerli Katılımcılar,

Deprem önlemleri, güçlendirme çalışmaları, yapıların yıkılıp yeniden yapılması günü ve kısa vadede sorunları giderebilir. Ancak köklü, işlevsel, sağlıklı ve kesintisiz bir yapı denetim sistemi kurulamazsa, gelecekte de aynı sorunlarla karşı karşıya kalacağımız açıktır. Çünkü yapı denetimi sadece bugünü değil, geleceği de kazanmakla asıl anlamına kavuşmaktadır.

Değerli Meslektaşlarım,

Konuşmama son verirken, 17-18 Şubat günlerinde İstanbul Şubemizin 46. Olağan Genel Kurulunu toplayacağımızı hatırlatmak istiyorum. Bütün meslektaşlarımı Genel Kurulumuza davet ediyor ve desteklerini bekliyorum.

Bir kez daha panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyor, saygılar sunuyorum.

 

Nusret SUNA
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
İstanbul Şube Başkanı


Okunma Sayısı: 104

İstanbul Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır