NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ TMMOB 45. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU 30 MAYIS- 3 HAZİRAN ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

19 AĞUSTOS 2018, PAZAR   

28

TMMOB 45. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU 30 MAYIS- 3 HAZİRAN

    Yayına Giriş Tarihi: 04.06.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 07.06.2018 09:17:32  Yayınlayan Birim: İSTANBUL ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 01.06.2018 11:33:47

ŞUBE BAŞKANIMIZ NUSRET SUNA’NIN TMMOB 45. OLAĞAN GENEL KURULU`NDA YAPTIĞI KONUŞMA:

 

Değerli Divan, 
Değerli Mücadele Arkadaşlarım,
Değerli Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,

Birliğimizin 45. Olağan Genel Kurulunu saygıyla selamlıyorum.

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi adına sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Temenni ediyorum ki Birlik Genel Kurulumuz, on yıllardır süren mücadeleye yeni bir soluk katacak, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları onurlu yürüyüşüne daha güçlü, daha kararlı devam edecektir.

Bu vesile ile bugün görevini devredecek TMMOB Yönetim Kurulu`na ve organlarda görev alan arkadaşlarıma emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Değerli Yol Arkadaşlarım,
Konuşmama hafızalarımızı tazeleyerek başlamak istiyorum.

İMO`nun 1954`te düzenlenen ilk genel kurulunda bir konuşma yapan zamanın TMMOB Başkanı Naim Şukal, "temennilerimiz hudutsuzdur" demiştir.

O günden bu yana bizlerin temennilerine hudut çekmek mümkün olmamıştır.

Ne bizler temennilerimize hudut çektik ne de inisiyatifimiz dışında özellikle siyasi iktidarlar tarafından çalışmalarımızın engelleme çabalarına izin verdik.

Birliğimiz ve bağlı Odalar eşitlikçi, özgürlükçü, bağımsız bir ülke yaratma ideali ile kamu ve toplum yararı ilkesinden hiçbir zaman ödün vermedi. Meslek disiplinlerinin evrensel kabullerinden ve bilimden hiçbir zaman ayrılmadı.

İlk genel başkandan ve ilk genel kurul katılımcılarından bugüne, Birliğimizin mesleki-politik hattının oluşmasını sağlayan bütün yol arkadaşlarımızı huzurlarınızda saygıyla anıyorum.

Geleceği karartılmak istenen bir halkın parçası olarak, dün olduğu gibi bugün de aydınlıktan yana saf tutacağımızı, geleceği kazanma iradesini bir kez daha ilan edeceğimizi huzurlarınızda tekrarlıyorum.

Değerli Katılımcılar,
Ülkemizin olağandışı günler geçirdiği bir zaman diliminde, önce bağlı odaların genel kurul süreci tamamlandı. Süreç, TMMOB genel kuruluyla taçlandırılacak ve yeni çalışma dönemi başlamış olacak.

Açık ki, en ücra noktadaki şubelerden Oda merkezlerinin genel kurullarına tartışa tartışa, konuşa konuşa oluşturulan örgütümüzün mesleki-politik iradesinin tahkimatı, Birlik genel kurulumuzda sağlanacak.

Demokratik işleyişlerde olmazsa olmazı bir özelliktir bu. Merkezi politik hat aşağıdan yukarıya belirlenir, yukardan aşağıya gerçekleşecek atılımla örgütsel dinamizm sağlanır.

Aynı şekilde, TMMOB genel kurulunun, aşağıdan gelen kabulleri nasıl yok sayması mümkün değilse, yürütmenin görev ve sorumluluğu bağlamında aldığı kararları hayata geçirmek de şubelerimizin uhdesindedir.

Değerli Meslektaşlarım,
Önümüzde gerçekten de önemi tartışılmayacak bir seçim bulunuyor. Anayasa`da değişiklik öngören paketin referandumun kabul edilmesinden sonra yapılacak ilk seçimler olacak ve yeni idari yapılanmadaki roller kesinleşecek.

Açık ki sıradan bir seçim olmayacak 24 Haziran`da. İşin doğrusu karşımızda çok fazla tercih de bulunmuyor.

Adaylardan ve partilerden bağımsız olarak bir tercihte bulunacağız.

Ya demokrasiyi seçeceğiz ya tek adam diktatörlüğünü.

Ya karanlığı seçeceğiz ya bilimi, aydınlığı, umudu.

Ya barışı seçeceğiz ya savaşı.

Ya hoşgörüyü, sevgiyi seçeceğiz ya kin, nefret ve düşmanlığı.

Ya bağımsız yargıyı, bağımsız medyayı seçeceğiz ya tek sesli ve hukukun ayaklar altına alındığı bir ülkeyi.

Ya küçük bir grubun zenginleştiği düzeni seçeceğiz ya müreffeh bir ülkeyi.
Birliğimiz seçimini yapmış, tercihini belli etmiştir.

TMMOB demokratik, laik, bağımsız ülke idealinin zaferi için çaba harcayacaktır.

Birliğimizin "Ülkemizin, halkımızın ve mesleğimizin geleceği için oy kullanacağız, oyumuza sahip çıkacağız!" şeklindeki çağrısı yerindedir, aydın olmanın gereğidir ve çağrının hayat bulması bizlerin sorumluluğundadır.

Değerli Meslektaşlarım,
Türkiye dikensiz bir gül bahçesi değildir. Hele, köpeksiz köyde değneksiz gezmek isteyenler için uygun bir ülke hiç değildir.

Çünkü Türkiye`nin ilerici, devrimci, bağımsızlıkçı, kamucu, laiklikten ve aydınlanmadan yana tavır koyan, en karanlık dönemlerden alının akıyla çıkmasını bilen, her daim direnişi ve mücadeleyi seçen bir geleneği vardır ki, TMMOB bu geleneğin nadide parçalarından biridir.

2011`den başlayarak mevzuatımızda gerçekleştirilen değişikliklere karşı gösterilen direnç, meslektaşlar arasındaki dayanışma, üyelerin odasına sahip çıkması bir yandan siyasi iktidarın hevesini kursağında bırakmış diğer yandan da meslek odalarının toplumsal meşruiyetinin ne kadar güçlü olduğunu da açığa çıkartmıştır.

Söylemek gerekir ki hamuru insan sevgisi ve yurtseverlikle yoğrulmuş, asli amacı yaşamın nitelikli kılınması olan bir meslek örgütünü ne itibarsızlaştırmak mümkündür ne de etkisizleştirmek.

Değerli TMMOB Delegeleri,
15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşananlar ülkemizi derin bir demokrasi kriziyle karşı karşıya bıraktı.

15 Temmuz bahanesiyle, ülkede demokratik sistem askıya alındı, demokratik haklar budandı ve ancak darbe dönemlerinde görülebilecek uygulamalar yaygınlaştı, hatta kalıcı hale getirildi.

Yasama yetkisi fiilen ortadan kaldırıldı, ülke Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetildi.

Olağanüstü Hal uygulaması süreklileştirildi. OHAL bütün muhalif kesimleri sindirme, susturma aracı olarak kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor.

Barışçı, demokratik gösteriler bile şiddetle bastırılmaya başladı. İnsanlar tıpkı darbe dönemlerinde olduğu gibi hukuki dayanağı olmadan, sıradan gerekçelerle tutuklandı. Gözaltı süresinin bir ay olması, uzun süren tutukluluk hali başlı başına cezalandırmaya dönüştü.

15 Temmuz darbecileriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan binlerce kamu çalışanı işten atıldı. TMMOB ve KESK üyelerinin, akademisyenlerin olduğu binlerce insan işsiz bırakıldı.

2010 Anayasa referandumundan 2016 Anayasa referandumuna kadar, 15 Temmuz darbe girişiminden Suriye iç savaşına doğrudan müdahaleye uzanan süreçte ne yazık ki Türkiye her gün biraz daha yaşanılır bir ülke olmaktan uzaklaşıyor.

Buna elbette rıza göstermeyeceğiz, elbette bunu kabullenmeyeceğiz. Bu sokaklar, bu alanlar, bu kentler, bu memleket bizim demeye devam edeceğiz.

Değerli Meslektaşlarım,
Değerli katılımcılar,
Artık ekonomik kriz örtbas edilemiyor. Türk lirası tarihte görülmedik oranda değer kaybediyor. İnşaat sektöründeki kilitlenme, zincirleme olarak finans sektörünü de etkiliyor.

Bırakalım diğer meslekleri mühendisler arasında işsizlik hızla artıyor.

İşsizlik demoklesin kılıcı gibi tepemizde sallandıkça, bu bizlere düşük ücretler, sağlıksız çalışma koşulları olarak geri dönüyor. İnşaat sektöründeki kriz iş güvenliği tedbirlerinin ihmal edilmesiyle sonuçlanıyor.

Maliyet artıcı unsur olarak görülen iş güvenliği yatırımları kriz içindeki işverenler tarafından tamamen devre dışı bırakılıyor. Son dönemlerde iş kazalarındaki artışın tesadüf olmadığını vurgulamak gerekiyor.

Başbakan konut satışlarını teşvik için kampanya açacaklarını söylüyor.

Ekonomideki her türlü olumsuzluk dış güçlerin oyunu olarak değerlendiriliyor ve sorumluluk üstlenilmiyor.

Betona teslim edilen kentler, yağmura teslim oluyor. Kentlerin her metrekaresinden rant elde edilmeye çalışılıyor. İşin ilginç yanı AKP Genel Başkanı kentlerin betonlaşmasından yakınıyor.

Siyasi iktidar sahipleri 20 yılı aşkın zamandır yerel yönetimlerde, 16 yıldır merkezi yönetimde değilmiş gibi vaatlerde bulunuyor, mevcut durumu eleştiriyor.

Diğer vaatlerini bir kenara bırakalım. Mevcut iktidar, "25 Nisan sabahı özgürlük vaat ediyor.

Bırakalım temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını, şu tek bir örnek bile nasıl bir ülkede yaşadığımızı gösteriyor.

Cumhurbaşkanı adaylarından Sn Muharrem İnce, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi`ni ziyaret ederek üniversitelerin bölünme kararına tepki gösteriyor. Sn İnce fakülteden ayrılır ayrılmaz fakülte dekanı zorla istifa ettiriliyor. Neden? Çünkü daha önce YÖK tarafından gönderilen İnce`yi fakülteye alma talimatına uymuyor.

Karşı karşıya bırakıldığımız ülke bu işte.

Özellikle genç mühendislerin karşı karşıya kaldığı emek sömürüsünü bir nebze olsa da hafifletmek amacıyla başlatılan Asgari Ücret uygulamasını inşaat işverenlerinden gelen taleple durduran bir iktidar bu.

Ekonomiyi, uluslararası ilişkileri, toplumsal barışı, eğitimi, temel hak ve özgürlükleri, yargı bağımsızlığını, çalışma yaşamını dumura uğratan bu zihniyete artık tamam deme vakti gelmiştir. Bu vakit 24 Haziran`dır.

Bizler de Birliğimizin çağrısına uyarak hem vatandaşlık görevimizi yerine getirmek üzere sandığa gideceğiz hem de sandıkları koruyacağız. Aydın olmanın gereği budur.

Değerli Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,
Konuşmama burada son veriyorum.

Yeni seçilecek Birlik Yönetim Kurulu`na ve organlarda görev alacak arkadaşlarıma başarılar diliyorum.

Beni dinlediğiniz için sizlere teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

 

 


Okunma Sayısı: 56

İstanbul Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır