NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ İSTANBUL, BEYOĞLU, SÜTLÜCE’DE DAYANMA YAPISI VE BİNA ÇÖKMESİYLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI -01 AĞUSTOS 2018 ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

14 ARALIK 2018, CUMA   

41

İSTANBUL, BEYOĞLU, SÜTLÜCE’DE DAYANMA YAPISI VE BİNA ÇÖKMESİYLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI -01 AĞUSTOS 2018

    Yayına Giriş Tarihi: 31.07.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 01.08.2018 15:52:03  Yayınlayan Birim: İSTANBUL ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 01.08.2018 14:49:19

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından 24 Temmuz 2018 tarihinde Sütlüce`de çöken bina ile ilgili hazırlanan değerlendirme raporu Şubemizin Konferans Salonunda Şube Başkanımız Nusret SUNA tarafından basına aktarıldı. Basın açıklaması ektedir.

 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi , Sütlüce`de yıkılan bina ile ilgili hazırlanan raporun kamuoyuyla paylaşılması amacıyla düzenlenen basın toplantısı metni.

1 Ağustos 2018

  

Basınımızın Değerli Çalışanları,

Değerli Meslektaşlarım,

  

Bilindiği gibi 24 Temmuz 2018 tarihinde Beyoğlu Sütlüce Mahallesi İmrahor Caddesi üzerinde bulunan bir inşaatın temel kazısı sırasında komşu parseldeki bina yıkılmıştır. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olaydan hemen sonra bir heyet oluşturarak bölgeye göndermiş, heyetimiz ağırlıkla gözleme dayanarak ön teknik değerlendirme metnini hazırlamıştır. Değerlendirme metni, sadece teknik analiz içermemekte, görüleceği üzere bir bütün olarak sisteme, sistemin paydaşlarına, paydaşların görev ve sorumluluklarına dönük belirleme ve sorgulamalarda bulunmaktadır.

 

Binanın yıkılmasına yol açan nedenlere ilişkin ayrıntılı bilgileri değerlendirme raporunda göreceksiniz. Kısaca özetlemek gerekirse, yıkılan binanın çapraz altında bulunan inşaatın temel kazısı derinleşince binanın dayanma yapısı çökmüş, oturduğu zemin boşalmış, bina birkaç saat içerisinde temel kazısı yapılan parsele doğru devrilerek yıkılmıştır. Zemindeki boşalmaya eş zamanlı olarak binanın kaydığının tespit edilmesi can kaybını önlemiş, ancak telafisi zor maddi kayıp meydana gelmiştir.

 

Değerli Misafirlerimiz,

 

Sütlüce`de karşı karşıya kalınan bir Türkiye gerçeğidir. Başta İstanbul olmak üzere ülkemizdeki yapı stokunun hali içler acısıdır. Yapı stokunun mevcut durumu sır değildir. Hem bizler hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri tarafından defalarca kamuoyuyla paylaşılmıştır. Buna göre, ülkemizde yaklaşık 20 milyon yapı bulunmaktadır. Bu yapıların 13 milyonu kaçak ve ruhsatsızdır. İstanbul`da bulunan 2 milyon yapının da en az yarısının aynı şekilde kaçak ve ruhsatsız olduğu anlaşılmaktadır. Ve inşaat mühendisleri, mühendislik hizmeti almadan üretilen ruhsatsız yapıları riskli yapı olarak kabul etmekte, can güvenliği açısından tehlike arz ettiğini düşünmektedir.

 

Sütlüce`deki apartmanın yıkılmasından sonra Şubemiz tarafından yapılan açıklamada, "İstanbul`da böyle kaç binanın olduğunu" sormuştuk. Evet, İstanbul`da depreme bile gerek kalmadan yıkılacak kaç bina bulunmaktadır? Yan parseldeki temel kazısının bile yerle bir ettiği binanın depremde ne tepki vereceğini tahmin etmek için mühendis olmaya gerek yoktur. Ne yazık ki İstanbul, büyük trajediye adım adım yaklaşmakta ve yine ne yazık ki merkezi ve yerel yönetimler ağır aksak ilerleyen ve daha çok rant yaratmak amacıyla geliştirilen kentsel dönüşüm projeleri dışında iç rahatlatacak, kaygıları giderecek adım atmamaktadır.

 

Değerli Basın Mensupları,

 

İstanbul genelinde Sütlüce`dekine benzer sayısız bina bulunmaktadır. Son bir hafta içerisinde önce Sütlüce`de bina, birkaç gün sonra Sancaktepe`de bir ilkokulun ve son olarak da 30 Temmuz`da Ümraniye`de bir inşaatın istinat duvarı yıkıldı.

Bütün bunları tesadüfle açıklamak nasıl bilimsel olmazsa, lokal olayları tartışmak, tek bir yıkımı ele alıp neden-sonuç bağlamına işaret etmek, münferiden suç-ceza ilişkisi tanımlayıp kamusal sorumluluğu yok sayma da sorunun çözülmesini mümkün olmaktan çıkarmaktadır. Çünkü sorun tek harfli bir alfabe değildir; çok yönlüdür, iç içe geçmiş süreçleri işaret etmektedir ve bugünkü halde merkezi ve yerel yönetimler birinci dereceden sorumludur.

 

Değerli Katılımcılar,

 

Dikkat edilirse, ön teknik değerlendirme metnimizin sonunda, yaşanan facialarla ilgili olarak mühendislerin sorumlu olup olmadığı tespit edilerek gerekli girişimlerin başlatılacağı belirtilmiştir.

Bu net ve açık tavrın arka planında mühendislik hizmetlerinin niteliğine ilişkin değerlendirme yer almaktadır. Gerçekten de mühendislik hizmetlerinde nitelik kaybı gözle görülür bir düzeydedir. Bu tespit, inşaat mühendisliği eğitim sorunları üzerine tartışmayı zorunlu kılmaktadır.

İnşaat mühendisliği eğitimi sorunludur. Hemen her ilde açılan üniversitelerde bir yandan eşit eğitim verilmemekte, diğer taraftan öğrenci, öğretim üyesi, derslik, laboratuvar, fiziki altyapı, staj olanağı, araştırmalar için ayrılan kaynak, ders müfredatıyla uygulama arasındaki açı gibi temel konularda hemen bütün üniversiteleri ortaklaştıran sorunlar bulunmaktadır.

İnşaat mühendisliği mesleğindeki bütünlüklü ve köklü sorunlar kelebek etkisi kavramıyla açıklanırsa, kelebeğin ilk kanat çırpışını eğitim sorunları olarak kabul etmek gerekmektedir. Örneğin laboratuvar olanaklarından yeteri kadar yararlanamadan eğitimini tamamlayan genç bir mühendisin kaliteli hazır beton üretimi, kolon ve kiriş dayanımı, zeminin fiziksel ve mekanik özellikleri gibi temel konularda yetersizliği mesleki süreç başladığında açığa çıkmaktadır.

 

Basınımızın Değerli Çalışanları,

Açık olmakta yarar bulunmaktadır. Yapı üretim süreci bir bütün olarak güvenli ve sağlıklı yapılaşma hedefinden oldukça uzaktır. Zemin seçiminden zemin-yapı ilişkisine, doğru projeden projenin eksiksiz uygulanmasına, kullanılan malzemeden yapı denetim sistemine, mühendislik disiplinleri arasındaki ilişkiden uzmanlık alanlarının hakkının teslim edilmesine, mühendisin niteliğinden siyasi iktidarların ekonomik-politik tercihlerinin yapı sürecine yansımasına kadar mesleki alanımız sorunlar ve sıkıntılarla boğuşmakta, Sütlüce`deki bina ve daha nicelerinin nasıl üretildiği sorusu yanıt bulmaktadır. Dolayısıyla Sütlüce`deki binanın yıkılma nedenleri ile Ümraniye`deki istinat duvarının yıkılma nedenleri örtüşmektedir. Çünkü sorun yapı üretim ve denetim sistemdeki zaaflardan kaynaklanmaktadır.

 

Değerli Katılımcılar,

Bilindiği gibi 6 Haziran 2018 tarihinde İmar Barışı Uygulama Yönetmeliği yayınlandı. İmar barışı adı altında başlatılan uygulamanın imar affı olduğundan kuşku yoktur. İmar affının Sütlüce`de yıkılan binanın ve daha nicelerinin affedilmesinden başka bir sonuç doğurması mümkün değildir. İmar affı nitelikli mühendislik hizmeti almadan, nitelikli bir denetim sürecine tabi tutulmadan üretilen yapıların kendilerini muhafaza etmelerine yol açacaktır.

İşin dikkat çeken tarafı, imar affıyla ilgili mevzuatta yapı güvenliği bağlamında kamuoyunu kaygılandıracak düzenlemeler bulunmaktadır. İmar affından yararlanmak için başvuran vatandaşın, binasının depreme dayanıklılığı , sağlıklı ve güvenli olduğu yönünde yapacağı beyanın yeterli kabul edilmesi güvenli olmaktan uzak binaların, kaçak inşa edilen bölümlerin mevcudiyetini koruyacağını göstermektedir.

Yine malum olduğu üzere 2 Mayıs 2018`de Yapı Ruhsatı Formu Standardı yayınlandı. Buna göre yapı ruhsatlarında bulunan mühendis imzası kaldırıldı. Bu düzenlemenin izahı açıktır: Mühendislik hizmeti almadan yapı üretimi devam edecektir.

Eş zamanlı olarak devreye alınan imar affı ve yapı ruhsatı formu değişikliği, yapı denetiminde zafiyet oluşmasına neden olacak, üretim sürecinde denetimsizliği adeta teşvik edecektir. Yapı üretim sürecinden mühendisleri yapı üretim sürecinin dışına iten, mühendisliği önemsizleştiren uygulamanın olası sonuçlarını tahmin etmek zor değildir.

Bir deprem ülkesi olan Türkiye`de kamuoyu, yapı üretiminin zaaflı yönlerinden arındırılması, ihtiyaca dayanarak gerekli mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesi, mühendislik uygulamalarının denetlenmesi ve niteliğinin artırılması yönünde beklenti içindedir. İfade edilmelidir ki, beklentinin karşılık bulmaması bir yana, mühendisleri denetim dışına çıkartan, meslek odalarının denetim kanallarını daraltan, mühendisliği önemsizleştiren uygulamalar nedeniyle geleceğe dönük kaygılar çoğalmaktadır.

Şu nokta açık ve nettir: Mühendislik uygulamalarının niteliği yükseltilmez, yapı üretiminin her aşaması sağlıklı denetime tabi tutulmaz, barınma kavramına rant penceresinden bakılmaya devam edilirse Sütlüce, Ümraniye ve benzeri olaylarla karşı karşıya kalacağımız açıktır. Sütlüce`dekine benzer sayısız binanın olası bir İstanbul depreminde nasıl tepki vereceği ise içinde bulunduğumuz vahamete işaret etmektedir.

 

Basınımızın Değerli Çalışanları,

Değerli Meslektaşlarım,

Güvenli olmaktan uzak ve korunaksız bir hayatımız var. Barındığımız yapıların ne zaman ve ne şekilde yıkılacağı bilinmiyor. Depremde ne tepki vereceği tam bir muamma. Ülkemiz tarihinde Sütlüce örneğinde olduğu gibi, Diyarbakır Hicret, Konya Zümrüt apartmanı faciaları yer alıyor. Ve ne yazık ki kamu erki gerçekleri yok sayarak sorunları çözebileceğini düşünüyor. Karşı karşıya kaldığımız her afette kamu erkinin bu yaklaşımı gerçeğin duvarına çarpıp dağılıyor. Ancak bedeli ağır oluyor. Son yüz yılda 100 binden fazla insanını depremlerde kaybeden bir ülkenin inşaat mühendisleri olarak içinde bulunduğumuz çaresizliği, mesleğimizin bilimsel ve evrensel kabulleri doğrultusunda kamuoyu oluşturarak gidermeye çalışıyoruz.

Basın açıklamamıza katıldığınız için sizlere teşekkür ediyor, şube yönetim kurulu adına saygılar sunuyorum.

 

Nusret SUNA
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
İstanbul Şube Başkanı

 


 

Dosyalar

(348 KB) (01.08.2018 14:47:52)

PDF uzantılı Makale dosyalarını veya diğer Ek Dosyaları okuyabilmeniz için
Acrobat® Reader®'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.
Acrobat® Reader® yüklemek için

Okunma Sayısı: 45

İstanbul Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır