NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ ŞUBE BAŞKANIMIZ NUSRET SUNA`NIN 1 ARALIK 2018 TARİHİNDE ANKARA`DA YAPILAN 46. DÖNEM 2. DANIŞMA KURULU TOPLANTISI KONUŞMA METNİ ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

11 ARALIK 2018, SALI   

33

ŞUBE BAŞKANIMIZ NUSRET SUNA`NIN 1 ARALIK 2018 TARİHİNDE ANKARA`DA YAPILAN 46. DÖNEM 2. DANIŞMA KURULU TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

    Yayına Giriş Tarihi: 03.12.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 03.12.2018 16:21:23  Yayınlayan Birim: İSTANBUL ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 03.12.2018 16:21:10

Değerli Divan,
Danışma Kurulumuzun Değerli Üyeleri,
Mücadele ve Yol Arkadaşlarım,

Hepinizi İstanbul Şube Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyor, Danışma Kurulumuzun başarılı geçmesini diliyorum.

Danışma Kurulumuzun Değerli Üyeleri,
46. Dönem 1. Danışma Kurulumuzu erken seçim arifesinde toplamıştık. 2. Danışma Kurulumuzu ise yerel seçim tartışmalarının yavaş yavaş ısındığı bir dönemde topluyoruz.

İlginç bir ülkede yaşadığımıza kuşku yok. Her zaman diliminde , ya toplumsal-siyasal gerilime tanık oluyoruz ya da uluslararası düzeyde karşı karşıya olduğumuz bir kriz beliriyor. Elbette parlamenter sistemin vazgeçilmez unsuru seçimlerdir ancak şunu da vurgulamalıyız ki son dönemde peş peşe yaşanan seçimler sistemin inandırıcılığını bir parça törpülemektedir.

Sisteme, siyasete dair inandırıcılık kaybının asıl nedeni açık ki yurttaşların demokratik siyasetin öznesi haline getirilmemesi, karar süreçlerinin katılımcılığa açık olmamasıdır.

Değerli Katılımcılar,
Eğer başka bir yerel yönetim anlayışı hâkim olsaydı. Yani yurttaşların yönetsel sürece katılımına açık bir işleyiş söz konusu olsaydı, örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nin kentin, kentlilerin ihtiyaçlarını dikkat almadan yatırımlara yönelmesi mümkün olabilir miydi?

Nedir İstanbul`un ihtiyacı?
En başta deprem güvenliği gelmektedir. Yani İstanbul un yapı stoğu güvenli değildir ve İstanbulluların can güvenliği tehlikededir. Bundan daha yakıcı bir sorun olabilir mi? Aslında diğer sorunlara değinmek bile gerekmez.
Takip etmişsinizdir, birkaç aydır İstanbul`da depreme maruz kalmadan binalar devrilmekte, istinat duvarları yıkılmakta, yollar, viyadükler çökmektedir.

Meslek odalarından üniversitelere kadar hemen herkes durumun ne kadar vahim olduğunun farkındadır.

Peki merkezi yönetim ve yerel yönetim farkında mı bu gerçeğin? Öncelikli yatırımlara bakıldığında kamu yönetiminin vahametin farkında olunmadığı anlaşılmaktadır. Açıkçası sorun farkında olup olmamak da değil, kullanılan tercihtir.
Mevcut anlayış tercihi insandan yana kullanmamaktadır. Can güvenliği tehdidi altındaki bir kentte, Kanal İstanbul Projesini anlamak ve kabullenmek mümkün müdür?

Kanal İstanbul için seferber edilecek kaynağın, yapıların deprem güvenliğini sağlamada önemli mesafe alınmasını sağlayacağı açıktır.

Değerli Meslektaşlarım,
Pek çok kentimizin durumu aşağı yukarı bu haldedir. Mevcut siyasal iktidar itibarı marka şehirlerde, fantezi projelerde aramaktadır. Oysa itibarı ölçecek kıstas, insana verilen değerdir, insan hayatının nitelikli olmasıdır, insanın temel ihtiyaçlarını karşılamasıdır.

Nasıl ki, 1509 İstanbul depremi "küçük kıyamet" olarak adlandırıldıysa, olası İstanbul depreminin "büyük trajedi" olacağı ifade edilmektedir.

20 milyon İstanbullunun yaşam kaygısını yok sayarak Kanal İstanbul, 3. Havalimanı, 3. Boğaz Köprüsü gibi projelere yönelenler, İstanbul`un "büyük trajedi" yaşamasına neden olacaktır.

Anılan projeler önemli mühendislik uygulamaları olabilir. Lakin bilinmelidir ki mesleğimizin ayırt edici özelliği insanı, insan ihtiyaçlarını dikkate alması, temel ihtiyaçlarının karşılanması, yaşamın niteliğinin yükseltilmesini sağlayacak altyapının oluşturulmasıdır.

İnsanın can güvenliği sorunu olan bir yerde görkemli yapılardan söz edilemez. Mesleğimizin tarihsel gelişiminden öğrendiğimiz budur.

Değerli Meslektaşlarım,
2019 yerel seçimlerine giderken tartışma başlıklarımız, daha doğrusu bağlayıcı kaygılarımız bunlardır.

Bu nedenle az önce sorduğum soruyu bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Yurttaşların söz ve karar süreçlerine dahil edildiği bir yerel yönetimin Kanal İstanbul`u tercih etmesi mümkün müdür?

Bırakalım insanlar nasıl yaşayacağına kendileri karar versin. Yerel yönetimler buna uygun kanallar oluşturmakla mükellef olsun.

O zaman göreceğiz ki, Karadeniz`de HES`lerin akarsuları kurutmasına, Artvin`de maden arama faaliyetinin Cerattepe`ye zarar vermesine, İstanbul`da Kuzey Ormanlarının ve su havzalarının yok edilmesine, Kanal İstanbul`la ekolojik yaşamın tahrip edilmesine izin verilmeyecek, kentleri rant odaklı düzenlemek isteyenlerin hevesleri kursağında kalacaktır.

İnşaat Mühendisleri Odası`nın da kentlere, kentsel değerlere, kentlilerin ortak yaşam alanlarına, yeşile, doğaya sahip çıkan bir noktadan, yerel yönetim seçimlerine dair tavrını belirleyeceğine, inşaat mühendisliği camiasının bu tavrın arkasında duracağına, mesleğimizin temel kabullerine bağlı kalacağına inanıyorum.

Değerli Arkadaşlarım,
Yerel seçime büyük bir ekonomik krizle giriyoruz. Yok sayılamaz ya da istatistiki verilerle oynayarak örtülemeyecek derecede ağır sonuçları olan kriz, inşaat sektörünü de derinden etkilemeye başladı.

Kaç konut projesi yarım kaldı, hesabını tutmak mümkün değil. İnşaat maliyetlerindeki yüzde 40`a varan artışın konut fiyatlarına yansıtılamaması projelerin yarım kalmasına neden oluyor ve iflasların önü alınamıyor.

Kaldı ki alım gücündeki düşüş konut satışlarını doğrudan etkiliyor. Bütün bu süreç işsizlik ve düşük ücret olarak meslek alanımıza yansıyor. Maliyet artırıcı unsur olarak görülen iş güvenliği önlemleri, kriz döneminde tamamen göz ardı ediliyor ve iş kazaları, iş cinayetleri çoğalıyor.

Sabit ve dar gelirli vatandaşların nasıl bir yangının içinde kaldığını söylemeye gerek bile yok. İğneden ipliğe hemen her şeye akıl almaz oranlarda zam geldi. Hükümet tarafından açıklanan enflasyon rakamları gerçekleri yansıtmasa da, mutfaktaki yangını gizlemek mümkün olmuyor.

Bir tarafta kriz, diğer tarafta uluslararası ilişkilerdeki gerginlik; parlamenter demokrasinin kırıntısına bile tahammülü olmayan bir iktidar, yok edilen yargı bağımsızlığı..

Sayıştay Denetim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı ile İstanbul Belediyelerinin denetlenmesinden sorumlu Grup Başkanının görevden alındığı bir zaman diliminde yerel seçime hazırlanmanın handikabını yaşıyoruz. Aslında çaresizliğini yaşıyoruz desek daha doğru bir tanımlama olacak.

Değerli Katılımcılar,
Yerel seçimlerin, düğümün çözülmesine, sorunların ortadan kaldırılmasına vesile olacak şekilde cereyan etmesine dönük temennilerimi bir kez daha paylaşıyorum.

(Şube Başkanımız Nusret SUNA, toplantının ikinci bölümünde Oda işleyişi ile ilgili yönetmelikler konusunda Danışma Kurulu toplantısına katılan üyelere bilgilendirmelerde bulundu.)

 


Okunma Sayısı: 13

İstanbul Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır