NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ ŞUBE SEKRETER ÜYEMİZ MURAT SERDAR KIRÇIL’IN İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ PANELİ AÇILIŞ KONUŞMASI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

20 TEMMUZ 2019, CUMARTESİ   

40

ŞUBE SEKRETER ÜYEMİZ MURAT SERDAR KIRÇIL’IN İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ PANELİ AÇILIŞ KONUŞMASI

    Yayına Giriş Tarihi: 03.04.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 08.04.2019 17:53:20  Yayınlayan Birim: İSTANBUL ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 08.04.2019 12:19:38

Değerli Meslektaşlarım,
Değerli Katılımcılar,

Sevgili Meslektaşımız Doçent Doktor Uğur Müngen anısına düzenlediğimiz İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Paneline hoş geldiniz.

Sizleri İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.

Konuşmacılarımıza hem hoş geldiniz diyor hem de teşekkür ediyorum.

Paneli değerli meslektaşımız Uğur Müngen adına yapılması tabii ki önemlidir. 2013 yılında aramızda ayrılan Hocamız, ömrü hayatını işçi sağlığı ve iş güvenliği çalışmalarına adamış, bu konuda emek vermiş, değer katmış; Odamızın düzenlediği pek çok bilimsel-akademik etkinlikte yer almış, düzenleme ve bilim kurullarında görev üstlenmiş bir meslektaşımızdır. Kendisini saygıyla ve özlemle anıyoruz.

Değerli Konuklar,

Çalışma yaşamının belki de en yakıcı sorunlarından biri olan işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunu tartışmak için toplanmış bulunuyoruz.

Hatırlatmak isterim ki, şimdiye dek Odamız ve Şubemiz konu ile ilgili sayısız bilimsel etkinlik düzenledi.

Sadece bizler değil, diğer meslek örgütleri de konuyu defalarca gündeme getirdi. Konu kurultay, sempozyum, çalıştay, panel ve benzeri zeminlerde ele alındı. Raporlar hazırlandı. Ortaya çıkan görüş ve yaklaşımlar kamuoyuyla paylaşıldı. Siyasi erk sahiplerine sorunlar ve çözüm önerileri iletildi. Gerekli değişikliklerin, mevzuat düzenlemelerinin yapılması amacıyla basınç oluşturulmaya çalışıldı.

Örneğin Odamız, beş kez İşçi Sağlığı ve İşçi Güvenliği Sempozyumu gerçekleştirdi. Meslek içi eğitim çerçevesinde hazırlanan programlarda konuya yer verildi. İşçi sağlığı ve iş güvenliği kültürünün içselleştirilmesine çaba gösterildi.

Sadece meslek odaları değil sendikalar, demokratik kurumlar, sivil inisiyatifler de konuyla ilgili ayrıntılı çalışmalar yaptı.

Kamuoyuyla düzenli olarak iş kazaları raporları paylaşılıyor. Bu çalışmalar hız kesmeden devam ediyor.

Değerli Meslektaşlarım,

Bu noktaya dikkat çekmekteki kastım şudur: Üzülerek ifade ediyorum ki siyasi erk dışında diğer kurum ve örgütlenmeler mesleki, vicdani, insani sorumluluklarını büyük ölçüde yerine getirmektedir. Ne yazık ki aynı tespiti siyasi erk için söylemek mümkün değildir.

Elbette bunun nedenleri bulunmaktadır.
Siz eğer çalışma yaşamını, üretim sürecini sadece kâr esasına göre düzenlerseniz, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini maliyet artıcı unsur olarak görürseniz, önlemlerin denetimi noktasındaki zafiyetleri gidermezseniz görevinizi yapmıyorsunuz demektir.

Taşeronlaşma, kayıt dışılık, güvencesizlik çalışma yaşamının belirleyicileri arasındaysa, kamusal denetim işlevsel ve sağlıklı kılınmıyorsa, kâr beklentisi ile kamusal ve insani sorumluluk arasında denge kurulmuyorsa, işçi sağlığı ve iş güvenliği kültürü geliştirilmiyorsa, mevzuat hazırlama süreçlerine, üretimin asli unsurlarının katılımı sağlanmıyorsa, herhangi bir olumsuzlukta sorumluluğu üstlenmekten kaçmanız mümkün değildir.

Hatta söylemek durumundayım ki, artık iş cinayetleri halini alan iş kazalarının sorumluluğundan kurtulma şansınız yoktur. Yitip giden canların vebali sizin üzerinizdedir. Suçlu sizsinizdir.

Bakın. Hiçbirimiz açısından şaşırtıcı olmayan, hatta ezberlediğimiz bir bilgiyi izniniz olursa tekrarlamak istiyorum.

Ülkemizin ölümlü iş kazaları sıralamasındaki yeri ne yazık ki değişmiyor. Avrupa birinciliğimiz, dünya üçüncülüğümüz devam ediyor.

Değişeceğine, iyileşme görüleceğine dair umut var olmadığımızı da söylemem gerekiyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi`nin iş cinayetleri raporuna göre, 2018 yılında 1923 iş yaşamını yitirdi. Raporda bu sayı, "en az" ön şartıyla paylaşılmış. Çünkü bu sayı kayıtlı işçiler üzerinden ve bir sağlık kuruluşunun devreye girmesiyle çıkartılıyor. Kayıt dışı çalışanların maruz kaldığı ölümlü ya da ölümsüz kazalarla ilgili bilgiler ne yazık ki sağlıklı bir şekilde tutulamıyor.

TÜİK verilerine göre ülkemizde 4 milyona yakın kayıt dışı çalışan bulunmaktadır. Son yıllarda Suriyeli mültecilerin kayıt dışı çalışma oranını kayda değer ölçüde yükselttiği de bir gerçektir. Kayıt dışı işçi çalıştıran işyerlerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine asgari düzeyde bile uyulmadığı da sır değildir. Haliyle tablo kamuoyunun tasavvurlarının çok ötesindedir.

Değerli Katılımcılar,

Kayıt dışı çalışmanın yok denecek düzeyde olduğu Avrupa Birliği ülkelerinde, sadece iş sırasında değil, işten ayrıldıktan sonraki bir yıl içerisinde ölen işçiler, iş kazaları kategorisinde değerlendiriliyor. Buna rağmen AB ülkeleri ile ülkemiz arasında karşılaştırılmayacak büyüklükte bir uçurum söz konusu.

Örneğin her 100 bin çalışan başına Hollanda`da 0.50, İsveç`te 0.73, Finlandiya`da 1.44, Almanya`da 0.97, İngiltere`de 0.83, Fransa`da 2.57, Bulgaristan`da 3.57, Romanya`da 5.56 ölüm oranı bulunuyor.

Türkiye`de ise her 100 bin çalışan başına ölüm oranı 17`dir.

Değerli Konuklar,

Üzülerek ifade etmeliyim ki, ülkenin demokratik gelişmişliği ile iş kazaları arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur.

Elbette bu sonuca verilerden yola çıkarak ulaşıyoruz.

Örneğin demokrasi, insan hakları, özgürlükler, eğitim, adalet, sağlık, gelir dağılımı, yaş ortalaması gibi pek çok kriter baz alınarak Birleşmiş Milletler tarafında hazırlanan İnsani Gelişme Endeksi Raporu Norveç ilk sırada yer alırken ülkemizin yeri 69 olarak belirlendi. İLO verilerine göre ise ülkemiz iş güvenliği sıralamasında 80. basamakta yer almaktadır.

Ölümlü iş kazaları sıralamasında ise Türkiye hepimizin malum olduğu sıradayken, Norveç 100 bin çalışan başına binde 2`lik bir orana sahip.

Buradan çıkan sonuç şudur:

Ülkemizde ölüm ile yaşam arasındaki çizgi son derece incedir. Yaşamak tesadüflere bağladır. Ölüm kanıksanmıştır. İnsan hayatı değersizdir.

İş kazalarının, iş yaşamının fıtratında olduğu düşünülmekte, iş cinayetleri kader, alın yazısı kavramlarıyla açıklanmakta, bilim dışı yaklaşımlar ödüllendirilmekte, meslek disiplinleri yok sayılmaktadır. Kamu yönetimi ve kamu denetimi ehli olmayan insanlar eliyle yürütülmekte, kamusal denetim özel sektörün kâr hırsına adeta kurban edilmektedir.

Değerli Katılımcılar,

Panel programına dikkat edildiğinde, konu bağlamında pek çok ayrıntının ele alınacağı görülecektir.

İnşaat işkolu ölümlü iş kazalarında her yıl üst sıralarda yer almaktadır. Örneğin 2018`de yüzde 23 ile tarım işkolundan sonra ikinci sırada bulunmaktadır. Konuşmacılar bunun nedenleri ve çözüm önerileri üzerinde duracak, uygulanabilir önerileri bizlerle paylaşacaktır.

Bir an önce söz sırasının konuşmacılara gelmesini beklediğinizi biliyorum. Sözlerime son verirken bir kez daha teşekkürlerimi ve başarı dileklerimi iletiyorum.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
İstanbul Şube Yönetim Kurulu


Okunma Sayısı: 21

İstanbul Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır