NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ ŞUBE BAŞKANIMIZ NUSRET SUNA`NIN 8. ULUSLARARASI GEOTEKNİK SEMPOZYUMU`NDA YAPMIŞ OLDUĞU AÇILIŞ KONUŞMASI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

09 ARALIK 2019, PAZARTESİ   

2

ŞUBE BAŞKANIMIZ NUSRET SUNA`NIN 8. ULUSLARARASI GEOTEKNİK SEMPOZYUMU`NDA YAPMIŞ OLDUĞU AÇILIŞ KONUŞMASI

    Yayına Giriş Tarihi: 14.11.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 18.11.2019 14:44:32  Yayınlayan Birim: İSTANBUL ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 18.11.2019 14:32:50

Şube Başkanımız Nusret Suna`nın 8. Uluslararası Geoteknik Sempozyumu`nda yapmış olduğu açılış konuşması

 

Sayın Belediye Başkanı,

Değerli Düzenleme, Bilim, Danışma Kurulu Üyeleri,

Uluslararası Bilim Kurulunun Değerli Üyeleri,

Odamızın Değerli Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri,

Sevgili Meslektaşlarım,

Değerli Konuklar,

 

"Uluslararası 8. Geoteknik Sempozyumu`na hoş geldiniz. Sizleri, İMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyor, başarılar diliyorum.

 

İnşaat Mühendisliği`nin en önemli ana bilim dallarından biri olan Geoteknik ana bilim dalının, mesleğimiz açısından hemen hemen tüm paydaşları ile bir arada olmaktan onur duyuyoruz.

 

Odamız adına, Şubemiz tarafından düzenlenen Geoteknik Sempozyumu, Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisleri Derneği`nin katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

 

Elbette sadece bu yıl değil, bundan önceki sempozyumların da hazırlanmasını ve gerçekleşmesini sağlayan Düzenleme, Bilim, Danışma kurulu üyelerine teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

 

Meslek odamız için ise ayrı bir parantez açmakta fayda bulunmaktadır.

 

Odamız ilk Geoteknik sempozyumunu 2005`te gerçekleştirmiş, düzenlenen sempozyumlar, geoteknik alanıyla ilgili önemli bir birikim sağlamış, mesleğimizin geoteknik alanında referans kurumu haline gelmiş, açıkçası ihmal edildiği varsayılan zemin-yapı ilişkisi konusunda önemli bir mesafe kat etmiştir.

 

Değerli Katılımcılar,

 

Deprem bir Türkiye gerçeğidir. Bu gerçeği değiştirmek mümkün değildir.

 

Ancak bir başka ülke gerçeği daha bulunmaktadır: Ülkemizin yapı stoku güvenli olmaktan uzaktır, yapı üretim süreci sorunlu ve sıkıntılıdır, yapı denetim sistemi işlevsel ve sağlıklı değildir.

 

Özellikle zemin-yapı ilişkisinin başat bir konu olması gerekirken, arka planda kalmış, önemi yeterince kavranamamıştır.

 

İşte meslek odamız 2005`ten bu yana konuyu sempozyum düzeyinde ele almakla kalmamış, ilgili pek çok yayın hazırlamış, seminerler, kurslar düzenlemiş, meslektaşlarını donanımlı hale getirmek için yoğun çaba harcamıştır.

 

Bu zaman zarfında kayda değer mesafe alındığını ifade etmek durumundayım. Yapılan çalışmalar, hem kuramsal hem de uygulamada geoteknik uzmanlık alanının yapı üretim sürecinde ağırlığı ve önemini pekiştirmiştir.

Bu gelişmede, meslek odamızın konuyla ilgili faaliyetlerinin ve 15 yıldır düzenlediği Geoteknik Sempozyumlarının katkısını yadsımamak gerekmektedir.

Amacımız bir yandan karar verici mekanizmaların bilimsel doğrular doğrultusunda karar vermelerini sağlamaya çalışmaktır. Diğer yandan ise toplum nezdinde itibarlı, güvenilir bir meslek disiplini haline gelebilmektir.

Bu kapsamda eğer güvenli ve sağlıklı yapı üretimi asli hedefse, doğru geoteknik uygulamalarının önemi teslim edilmelidir.

 

Bizlerin sempozyumlar aracılığı ile yapmak istediğimiz de budur.

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

İnşaat mühendisliğinin formüllerden ibaret bir bilim dalı olmadığı gerçeği, özellikle deprem ve deprem önlemleri, sağlıklı yapılaşma ve kentleşmenin gereğine yapılan ısrarlı vurgu ile somutlanmaktadır.

 

Hiç şüphe yok ki, insanın refahı ve güvenliği mesleğimizin varlık nedenlerindendir.

 

İnşaat mühendisliği, her zeminde güvenli yapı üretilebileceğini kanıtlayan bir bilim dalıdır. Bu tespiti her ortamda ifade ediyoruz.

 

Uygun zemin seçimi, zemine uygun temel tasarımı ve doğru uygulama gerçekleştirilirse, güvenli yapı üretimi de elde edilmiş olacaktır.

 

Sempozyumda bütün bu konular akademisyenler ve uzman meslektaşlarımız tarafından ele alınacaktır. Zemin iyileştirilmesinden kazı ve iksa sistemlerine, zemin davranışından çevre geotekniğine kadar geniş yelpazeye yayılan tartışmalar gerçekleştirilecektir.

 

Özellikle uluslararası katılım inovasyon tartışmalarında belirleyici bir etki yaratacaktır. Geoteknikteki yeni gelişmeler, yeni yaklaşımlar sempozyumun teorik çerçevesini zenginleştirecektir.

 

Sempozyum zemininde bir araya gelen akademisyenler ile uygulamacıların işbirliği pratikte karşılaşılan sorunların aşılmasına katkı sağlayacaktır.

 

İstenen düzeyde gelişim sağlanması için bu işbirliğinin taşıdığı önem herkesin malumudur.

 

Meslek odaları tarafından gerçekleştirilen bilimsel etkinliklerin ayırt edici özelliği, sürecin bileşenlerinin bir araya getirilmesidir. Odamız tarafından düzenlenen sempozyumların ana hedefi budur ve bu kurguda hayli deneyimli olduğumuzu vurgulamak isterim.

 

Değerli Katılımcılar,

 

Son yüzyılda Anadolu coğrafyasında çok sayıda deprem meydana gelmiş, binlerce insan hayatını kaybetmiş, telafisi mümkün olmayan ekonomik sonuçlar açığa çıkmıştır.

 

Bir doğa hareketi olan deprem, bilinen ama önemsenmeyen neden ve sorunlarla doğal afete dönüşmektedir.

 

Bu gerçek bizleri iki temel konuyla karşı karşıya bırakmaktadır.

 

Birincisi yapı stokunun iyileştirilmesidir ki, bu konu sempozyumun doğrudan ilgi alanında değildir.

 

İkincisi ise yapı üretim sürecinin hata ve zaaflarından arındırılması, başta inşaat olmak üzere ilgili mühendislik disiplinlerinin üretim sürecinin belirleyicisi olmasıdır.

 

Hiç şüphe yok ki bu konu sempozyumun ilgi alanındadır.

 

Tam da bu noktada geoteknik mühendisliğinin ayırt edici, sonuç değiştirici özelliğine dikkat çekmek gerekmektedir.

 

Son üç büyük depremde; Ceyhan, Marmara ve Van depremlerinde geotekniğin önemini açığa çıkartan pek çok örnek yaşanmıştır.

 

Depremin aynı kentte, aynı bölgede ve hatta aynı sokakta bulunan binalarda farklı sonuçlara yol açtığı, aynı sokakta, hatta komşu parsellerde bir yapının ayakta kalması, diğerinin yıkılması aynı noktaya işaret etmiştir.

 

Bu fark, diğer etkenlerle birlikte, özellikle zemin-yapı ilişkisine dikkat edilmesini zorunlu kılmıştır.

 

Dikkat çeken nokta, depremde zarar gören yapılarda zemin-yapı bütünlüğünün sağlanmamış olmasıdır.

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

Her türlü yapı için zemin etüdü, mekanik ve dinamik analiz, zemin iyileştirmesi, iksa sistemi, yüzeysel ve derin temeller, dayanma yapıları, tüneller, toprak dolgu gibi başlıca uygulamaların geotekniğin çalışma alanında bulunuyor olması, bu alanın önemini pekiştirmiştir.

 

Değişik derecelerde depremselliğe sahip bu ülkede yaşamaya ve barınmaya devam edeceksek, geoteknik biliminin önemini kavramak, geotekniğin bilimsel esaslarına sadık kalmak mecburiyetindeyiz.

 

Doğru geoteknik uygulamaları gerçekleştirebilmek için yer bilimleri alanında çalışan tüm mesleklerin koordinasyon içerisinde çalışmalarını yürütmesi gereklidir.

Ancak artık geride bıraktığımızı düşündüğüm bir tartışmaya atıfta bulunarak, zemin etüdünden başlayarak sürecin bitimine kadar sorumluluğun inşaat mühendislerinin uhdesinde olduğunu belirtmek isterim.

 

İnşaat mühendisleri zemin koşullarına uygun temel sisteminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine, zemin-üst yapı arasındaki uyumun sağlanıp sağlanmadığına ve uygulamanın projeye uygun olup olmadığına dikkat etmekle yükümlüdür.

 

İnşaat Mühendisliği`nin Geoteknik Ana Bilim Dalı bunu sağlayabilecek bir bilim dalıdır.

 

İnşaat mühendislerinin ise aldıkları eğitim ve sahip oldukları mesleki birikimle bunu sağlamaya muktedir olduklarına şüphe yoktur.

 

Anlaşılmaz bir şekilde dönem dönem gündeme getirilen ve mevzuat değişikliklerinde halen tartışma yaratan bu konu artık gündem haline getirilmemelidir. Aksi takdirde mühendislik biliminin itibarsızlaştırılmasına ve önemsizleştirilmesine yol açacaktır.

 

Değerli Konuklar,

Değerli Katılımcılar,

 

Sempozyum programına dikkat edildiğinde, geoteknik konusunun salt zemin yapı ilişkisi sınırlarında kalmadığı, çevre geotekniği dahil pek çok spesifik konunun ele alınacağı görülecektir.

 

Oldukça yoğun bir program bizleri bekliyor. Açılış konuşması sınırlarını zorladığımın ve bir an önce mesleğimizin duayenlerini dinlemek istediğinizin farkındayım.

 

Sözlerimi bitirirken Oda Yönetim Kurulumuza, Sempozyum Düzenleme ve Danışma Kurullarına, Ulusal/Uluslararası Bilim Kurulu üyelerine, Odamız Geoteknik Kuruluna, destek ve katkılarını hiçbir zaman esirgemeyen akademisyenlere ve meslektaşlarıma, Sempozyum Sekretaryasına ve sempozyum hazırlık sürecinin hemen her aşamasında büyük özveriyle çalışan çalışanlarımıza, profesyonel destek aldığımız organizasyon firmamız Dekon a İstanbul Şube Yönetim Kurulu adına huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

 

Ayrıca;

- Altın Sponsorumuz Sarıyer Belediyesi`ne

- Resmi Sponsorlarımız,

o Destech Müşavirlik Mühendislik ve Proje A.Ş.,

o Enar Mühendislik Mimarlık ve Danışmanlık Ltd.Şti.,

o İstanbul Teknik Firması,

o Sentez İnşaat,

o Trevi Group,

o İKSA Mühendislik Müşavirlik İnş. San. ve Tic. A.Ş. ye

 

- Ana sponsorlarımız

o Kasktaş Kayar Kalıp Altyapı Sondaj Kazık ve Tecrit A.Ş.,

o Yapı Merkezi A.Ş ,

o Zetaş Zemin Teknolojisi A.Ş.,

o NYS Proje Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti,

o Omega Concept Proje Firması na

- Destekleyen Sponsorlarımız,

o Volkan Peker Zemin, Mühendislik ve Danışmanlık,

o Meinhardt,

o Pi Geoteknik,

o Emay Uluslararası Mühendislik ve Müşavirlik A.Ş.,

o EPS Sanayi Derneği ne ve

- Yurt İçi Bilimsel Etkinlik Düzenleme Desteği için TÜBİTAK a,

Destekleri için Şubemiz adına teşekkür ediyorum.

 

Beni dinleme nezaketi gösterdiğiniz için sizlere de teşekkür ediyor, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.


Okunma Sayısı: 22

İstanbul Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır